Gözlüklerden Kurtulmak İsteyenler İçin Göz Doktorları Tarafından Verilen Tavsiyeler

Vücudumuzdaki en aktif kasların hangi bölgede olduğunu biliyor musunuz? Guinnes Rekorlar Kitabı‘na göre göz kaslarımız günde 100.000‘den fazla hareket ediyor. Ancak bu kadar hareketlilik gözümüz için çok da sağlıklı değil ve dikkatsiz davranılırsa görüş kaybında bozulmalar meydana gelebiliyor.

Bu alışkanlıklardan 1 tanesi ise herkesin doğru sandığı, ama aslında gerçek olmayan bir efsaneyi içeriyor. Yazının sonunda ise göz sağlığı ile ilgili bir adet bonus bulunmaktadır.

Göz Sağlının Korunması İçin Yapılmaması Gerekilen 7 Alışkanlık:

1. A ve C vitamini, lütein ve beta karotene bakımından zengin yiyecekleri tüketmemek

  • Yediğimiz şeylerin göz sağlımız üzerinde büyük bir etkisi vardır. Aşağıdaki mineraller ve vitaminlerin tüketimi göz sağlığını korumak için gereklidir:
  • Beta- karoten. Bulunduğu besinler: Havuç, patates, ıspanak, lahana, balkabağı.
  • Lütein ve zeaksantin. Bulunduğu besinler: Ispanak, lahana, turp, şalgam, kara lahana, kabak.
  • Omega 3. Bulunduğu besinler: Somon, orkinos, ringa balığı, balık yağı, taze çekilmiş keten tohumu, ceviz.
  • A vitamini. Bulunduğu besinler: Dana eti, tavuk göğsü, yumurta, tereyağı, süt.
  • C vitamini. Bulunduğu besinler: Dolmalık biber, lahana, çilek, brokoli, turunçgiller, kavun.

2. Bir aktivite ile uzun süre uğraşmak

Özellikle bilgisayar başında çalışan kişiler düzenli aralıklar ile mola vermelidirler. En azından günde 2 kez 15 dakikalık ara verip gözlerini dinlendirmeleri gerekmektedir. Eğer uzun süre aynı noktaya bakılırsa göz ağrısı, bulanık görüş, göz kuruluğu gibi rahatsızlıklar görülebilir.

3. Göz egzersizi yapmamak

Göz egzersizi yapmak, göz uzmanları tarafından sıkça önerilen ve ihmal edilmemesi gereken bir alışkanlıktır. Göz egzersizi yapan insanların gözlük, lens ve göz ameliyatı gibi sıkıntılarla karşılaşma ihtimali azalır. Bununla birlikte düzenli egzersiz yapıldığında, görüş yeteneğinin arttığı deneylerle kanıtlanmıştır.

Yukarıdaki resimde görülen egzersizleri 3’er kez tekrar ederek ve her bir egzersizden sonra bir kaç kez göz kırparak yapabilirsiniz.

4. Uyku eksikliğinin yol açabileceği problemleri hafife almak

Uyku vücut sağlığının korunması için yapılan en önemli aktivitelerden birisidir. Uyku eksikliğinin yol açabileceği bir çok sağlık sorunu olmakla birlikte, göz bunların arasında en tehlikeli, aynı zamanda da en çok hafife alınanıdır. Göz doktorları, göz sağlının korunması için günde en az 5 saat uyumak gerektiği konusunda uyarmaktadırlar.

Uyku eksikliği göz kuruluğuna, kızarıklığa, kaşıntıya, bulanıklığa, ışık hassaslığına ve göz seğirmelerine yol açabilir.

5. Sigara içmek

Sigaranın vücuda verdiği pek çor zararın yanında göz sağlığı için de bir kaç zararı vardır.

  • Sigara içenlerin ilerleyen yaşlarda görüş kaybı yaşama ihtimalleri daha yüksektir.
  • Sigara içenlerde katarakt adıyla bilinen görme hastalığının oluşma riski yüksektir.
  • Hamilelik döneminde sigara içilirse, doğan bebeklerin çeşitli göz rahatsızlıklarına ve hatta körlüğe yakalanma riski vardır.

6. Çıplak gözle güneşe bakmak

Güneşin yaydığı UV ışınlarının göze zararı oldukça fazladır. Buna karşılık UV ışınlarının verdiği bu zararın bilinmesine karşın güneş gözlüğü kullanım sayısı ile oldukça azdır. Bahane olarak ise genelde: “Uzun süre dışarıda kalmayacağım.” kullanılır.

Güneş gözlüğü kullanmamanın yol açacağı sonuçlar ise şunlar olabilir: Keratit, pteregium, katarakt, yaşa bağlı kas zedelenmeleri ve hatta göz kanseri.

7. Karanlıkta televizyon izlemenin zararlı olduğunu sanmak

Eğer karanlıkta televizyon izlemenin veya loş ışıkta kitap okumanın veya çalışmanın göz için zararlı olduğunu düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Doktorlar bu durumun gözlere zarar vermediği konusunda garanti veriyorlar. Gözlerimizi bir kameraya benzeterek, ” Loş ışıkta televizyon izlemeni yada kitap okumanın gözlerimize zarar vereceğini düşünmek ile loş ışıkta fotoğraf çekmenin kameraya zarar vereceğini düşünmek arasında hiç bir fark yoktur.” diyorlar.

Bonus: Gözde meydana gelen değişimlerin hepsinden biz sorumlu değiliz.

Örneğin, göz akındaki renk değişimi yaşa bağlı olarak gerçekleşebilir. Bu süreç yaşamımız boyunca oldukça yavaş gelişen bir süreçtir. 20 ve 70 yaş arasındaki 286 kadın üzerinde yapılan bir araştırmada, yaş ilerledikçe göz renginin giderek daha karanlık bir ton aldığı tespit edilmiştir.