Artık Canına Tak Etmiş

Artık canına tak etmişşşş, babasının her an üzerinde hissettiği gölgesiyle gelen ikazlarına söylemlerine dayanamıyordu, evi terk etmeye karar vermişti.“Diş fırçalarken suyu boşa akıtma.”,”Odadan son çıkan kim, neden ışıklar hâlâ açık?”,”Aldığını yerine koy, tırnak makasının yeri burası mı?”,” Ceketinin yeri koltuğun üzeri değil.” gibi ardı arkası kesilmeyen uyarılarla büyümüştü.

Nihayet sabah bir iş görüşmesine gidecekti ve eğer işe girip para kazanmaya başlarsa, ilk maaşını alır almaz aile evini bırakıp, hemen kedisine küçük bir ev tutacaktı.

Sonunda istediği gibi rahatça kimse karışmadan kendi hayatını yaşamak istiyordu. “Ceketimi saldalyeye mi koydum, koltuğa mı bıraktım, askıya mı astım yere mi attım kime ne, oh be..” diye hayal kuruyordu.

Sabah, babası onu kapıda uğurladı.tabi ki aynı şekilde nasihatlerle; “Oğlum, dikkatli ol ve bütün soruları cevaplamaya çalış, acele etme soruları iyi anla.” dedi. Bunlar son ikazlar olur diye içinden geçirerek, babasının yüzüne bakıp başını sallayıp evden ayrıldı.

Görüşmenin yapılacağı adresteki iş yeri büyük bir bahçe içerisindeydi. Hem garaj girişi hem yaya girişi demir kapısı vardı. Yaya giriş kapısı açıktı fakat kapının oldukça büyük demir sürgüsü dışarıdaydı, giren çıkana çarpmasın diye sürgüyü geri çekti.

İçeri girdiğinde binaya doğru giden parke taş yolda boşa akan bahçe hortumu tam önündeydi. Suyu kapatmak istedi lakin hortumun çıktığı kutu kilitliydi.

Hortumu alıp çiçek ve çimenlerin olduğu tarafa koydu. Tam binaya girecekken kapı önündeki vantilatörün rüzgarını hissetti, boşa çalışmasın diye vantilatörü kapattı. Eksik ve yanlışları düzeltmek onda bir huy haline gelmiş ama o farkında değildi. Artık huyu nefsine galip geliyordu.

Oradan koridora gelince üzerindeki okla “görüşme salonuna gider”, yazan bir kağıt ters bir şeklide asılı durduğunu görünce kağıdı düzeltip, görüşme salonuna girdi, diğer adaylar oturmuş sıralarını bekliyorlardı. Salonda ışıkları açıktı ve günün ışığı yeterince her yeri aydınlatıyordu.

İlk önce aldırmak istemedi, lakin babasının ikazını hissetti, sesini duyar gibi oldu “kapatın şu ışıkları” diyordu sanki. Duramadı hemen gidip ışıkları kapattı ve sırasını beklemek için bir kenara oturdu.

Sırası gelince görüşme odasına çağrıldı. Odada oturan kişi evraklarını istedi. Kısa bir süre inceledikten sonra, işe ne zaman başlayabileceğini sordu. Bunu bir tuzak saydı ve “evet bu imtihanın bir parçası olmalı.” dedi kendi kendine.

Babasının söyledikleri geldi aklına, ne demek istediler acaba diye düşündü. Fakat ne cevap vereceğini de bilemedi.Tedirginliği yüzüne yansımaya başladı.

Durumu fark eden karşısındaki adam; “Biz burada hiç kimseye soru sormadık. Adayları cevaplarıyla değil davranışlarıyla değerlendirmek istedik. Adaylardan hiç birisi senin gibi davranmadı. Bahçe girişinden itibaren herkesi izledik.

Açık sürgü demiri, boşa akan su, vantilatör, ters kağıt ve ışıklar hepsi imtihanın birer aşamasıydı. Bu sınavı başarılı bir şeklide tek sen geçtin. Yeni işin hayırlı olsun.”

Babasının disiplini ve sürekli ikazlarına, kızması geldi aklına ondan pişmanlık duydu ve bu işi sadece disiplinle kazandığını anladı. Eve çok mutlu döndü. Hayatta başarılı olmanın yolu, kaç soru cevapladığınızla beraber, disiplin ve çevremize gösterdiğimiz hassasiyetten, sorumlu davranışlardan geçiyor…